Ormanın Kralı Aslan ile Minik Fare Masalı

Zeynep Teksoz

Updated on:

Masalı sesli dinleyin:

Minik Fare korkudan tir tir titriyormuş ama bütün cesaretini toplayıp incecik sesiyle konuşmaya başlamış:

“Ey ulu Kralım, lütfen beni affedin! Ben sadece oyun oynuyordum, sizi uyandırmak istemedim. Eğer canımı bağışlarsanız, kim bilir, belki bir gün benim de size bir iyiliğim dokunur.”

Aslan bu sözleri duyunca kocaman bir kahkaha atmış. Ormanda yankılanan kahkahası kuşları bile daldan havalandırmış. “Sen mi?” demiş Aslan gülerek. “Senin gibi küçücük bir farenin, benim gibi koskoca bir orman kralına ne yardımı dokunabilir ki? Ama hadi git bakalım, bugün iyi günümdeyim, seni affediyorum.”

Minik Fare, Aslan’a defalarca teşekkür ederek hızla oradan uzaklaşmış ve yuvasına dönmüş. Aradan haftalar geçmiş. Aslan yine ormanında gururla dolaşırken, avcıların kurduğu gizli bir tuzağı fark edememiş. Bastığı anda üzerine kocaman, kalın iplerden örülmüş bir ağ düşmüş. Ne kadar çırpındıysa, ne kadar pençe attıysa da o kalın ipleri bir türlü koparamamış.

Çaresiz kalan Ormanın Kralı, avcıların geleceğini düşünerek acı acı kükremeye başlamış. Sesi o kadar gür ve o kadar üzgünmüş ki, tüm orman halkı bu sesi duymuş ama korkudan kimse yardıma gidememiş.

O sırada yuvasında oturan Minik Fare, bu tanıdık sesi hemen tanımış: “Bu Ormanın Kralı! Ve sesi çok çaresiz geliyor. Ona yardım etmeliyim!” Hiç vakit kaybetmeden sesin geldiği yere doğru koşmuş. Bir de ne görsün? Koskoca Aslan, kalın bir ağın içinde mahsur kalmış. Fare hemen ağın üzerine tırmanmış ve Aslan’a seslenmiş: “Kralım, hiç korkmayın! Sizi buradan kurtaracağım.”

Aslan, umutsuz gözlerle Minik Fare’ye bakmış ama hiçbir şey söyleyememiş. Fare, minicik ama jilet gibi keskin dişleriyle ağın kalın iplerini kemirmeye başlamış. Kırt kırt kırt… Durmadan, yorulmadan saatlerce kemirmiş. Sonunda ipler birer birer kopmuş ve Aslan’ın sığabileceği kadar büyük bir delik açılmış.

Aslan, ağdan kurtulup özgürlüğüne kavuşunca derin bir nefes almış. Kendisini kurtaran bu minik kahramana minnet dolu gözlerle bakmış. “Haklıymışsın, küçük dostum,” demiş Aslan başını öne eğerek. “Senin o gün söylediğin sözlere gülüp geçmiştim. Beni bağışla. Bugün anladım ki, iyiliğin ve dostluğun boyutu olmaz. Dünyadaki en küçük canlının bile en büyüğüne yardımı dokunabilirmiş.”

O günden sonra Aslan ve Minik Fare ormanın en iyi iki dostu olmuşlar. Aslan ormanı korurken, Minik Fare de hep onun omzunda dolaşmış. Bütün orman halkı da bu olaydan çok önemli bir ders çıkarmış: Kimseyi dış görünüşüne veya boyuna bakarak küçümsememek ve yapılan hiçbir iyiliği unutmamak gerekir.

Gökten üç elma düşmüş; biri bu masalı okuyanların, biri dinleyenlerin, diğeri de kalbi iyilikle dolu olan herkesin başına…

Light