
Masalı sesli dinleyin:
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; her köşesi kitaplarla, haritalarla ve renkli kalemlerle dolu kocaman bir evde yaşayan akıllı mı akıllı bir kız varmış. Herkes ona Sindirella dermiş. Ancak bu Sindirella, eski masallardaki gibi sadece balo hayalleri kuran biri değilmiş; o, yeni şeyler öğrenmeyi, deneyler yapmayı ve doğayı keşfetmeyi çok severmiş.
Sindirella’nın iki üvey ablası varmış. Bu ablalar kötü kalpli değillermiş ama bütün günlerini sadece tablet ekranlarına bakarak ve oyun oynayarak geçirirlermiş. Ne odalarını toplarlar, ne de bir kitabın kapağını açarlarmış. Bir gün, şehre büyük bir haber gelmiş: “Büyük Bilim ve İcat Şenliği” düzenlenecekmiş! Bu şenlikte çocuklar kendi icatlarını sergileyecek, dünyanın en büyük teleskopuyla yıldızlara bakılacakmış.
Sindirella bu habere o kadar sevinmiş ki hemen hazırlıklara başlamış. Ancak üvey annesi ona, “Evdeki tüm sorumluluklarını yerine getirmeden, odanı toplamadan ve ödevlerini bitirmeden hiçbir yere gidemezsin,” demiş. Ablaları ise şenliğe gitmek bile istememiş, “Orada sadece kitaplar ve icatlar var, biz evde kalıp ekran izleyeceğiz,” diyerek odalarına çekilmişler.

Sindirella pes etmemiş. Zamanını o kadar iyi planlamış ki, işlerini sıraya koymuş, ödevlerini dikkatlice bitirmiş ve odasını pırıl pırıl yapmış. Ancak işlerini bitirdiğinde şenliğe giden son otobüsü kaçırdığını fark etmiş. Bahçedeki bir ağacın altına oturup üzüntüyle beklerken, ağacın dalları arasından kocaman gözlüklü Bilge Baykuş süzülerek yanına inmiş. Ağlama akıllı kız,” demiş Bilge Baykuş. “Sorumluluklarını bilen ve öğrenmeyi bu kadar çok seven bir çocuğun şenliği kaçırmasına izin veremem!”
Bilge Baykuş kanatlarını çırpmış ve Sindirella’nın bahçedeki eski bisikletini, güneş enerjisiyle çalışan harika ve güvenli bir bisiklete dönüştürmüş. Kafasına da yıldız desenli sağlam bir kask takmış. “Fakat unutma Sindirella,” diye uyarmış Baykuş. “Saat tam 21:00’de evde olmalısın. Çünkü büyüyen çocukların zihinlerinin dinlenmesi için uykularını iyi almaları gerekir. Sihir değil, sağlıklı bir uyku seni yarına hazırlar!”

Sindirella şenliğe vardığında gözlerine inanamamış. Her yerde deney tüpleri, robotlar ve hikaye kitapları varmış. Hemen yarışma alanına gidip evde atık malzemelerden yaptığı “Kuş Yemliği Robotu”nu jüriye sunmuş. Herkes bu çevre dostu icada hayran kalmış. Şenliğin başkanı olan Bilim İnsanı Prens, bu icadın sahibini tebrik etmek için yanına gelirken, saatin 21:00’e yaklaştığını duyan Sindirella hemen harekete geçmiş.
Verdiği sözü tutmak ve uyku saatini kaçırmamak için hızla bisikletine koşmuş. Ama o kadar acele ediyormuş ki, icadının çalışma planlarını çizdiği mavi kapaklı not defterini masada unutmuş.
Ertesi gün Bilim İnsanı Prens, elinde mavi kapaklı not defteriyle tüm şehri dolaşmaya başlamış. “Bu defterdeki çevre dostu planları çizen akıllı çocuğu arıyorum, onu baş asistanım yapacağım!” diyormuş. Sıra Sindirella’nın evine geldiğinde, üvey ablaları hemen öne atılmış. “O defter bizim!” demişler. Ancak Prens defterdeki matematik formüllerini ve doğa notlarını sorunca, bütün gün sadece ekran izleyen ablalar tek bir soruya bile cevap verememişler.

O sırada Sindirella merdivenlerden inmiş ve defterdeki formülün eksik kalan kısmını ezberden, teker teker saymış. Hatta defterden kopardığı diğer eskiz kağıdını da cebinden çıkarıp Prens’e göstermiş. Prens, aradığı akıllı ve çalışkan çocuğu bulduğu için çok sevinmiş.
O günden sonra Sindirella, Prens’in laboratuvarında şehre faydalı icatlar yapmaya başlamış. Ablaları mı? Onlar da Sindirella’nın ne kadar mutlu ve başarılı olduğunu görünce tabletleri bir kenara bırakmış, kitap okumaya ve doğayı keşfetmeye başlamışlar.
Bu masaldan anlıyoruz ki;
En büyük sihir; gösterişli kıyafetler değil, aklımız ve bilgimizdir.
Zamanı iyi kullanmak ve sorumlulukları yerine getirmek, bizi her zaman başarıya götürür.
Dünyadaki en güzel maceralar ekranların içinde değil, okuduğumuz kitaplarda ve keşfettiğimiz doğadadır.
Ve her ne kadar eğleniyor olsak da, sağlıklı büyümek için vaktinde uyumak en önemli kurallardan biridir.