Küçük Kertenkele Kıpır ile İyi Kalpli Akbaba Pırpır

Zeynep Teksoz

Updated on:

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kocaman turuncu kayaların ve sıcacık sarı kumların olduğu çok güzel bir çöl varmış. Bu çölde, “Pıt, pıt, pıt!” diye hızlıca yürüyen, minicik, parlak yeşil bir kertenkele yaşarmış. Adı Kıpır’mış.

Kıpır, güneşlenmeyi ve sıcak kayaların üzerinde saklambaç oynamayı çok severmiş. Sabahları güneşi görünce “Ne kadar güzel bir gün!” diye neşeyle gülümser, uzun kuyruğunu sallar dururmuş.

Kıpır’ın yaşadığı bu kocaman kayaların en tepesinde ise tüyleri yumuşacık, kocaman gözlü ve çok iyi kalpli bir akbaba yaşarmış. Onun adı da Pırpır’mış. Pırpır, kocaman kanatlarını iki yana açıp gökyüzünde süzülmeyi çok severmiş. “Fiyuuu, fiyuuu!” diye rüzgarla dans eder, beyaz bulutlara “Merhaba!” dermiş. Pırpır, her zaman gülümseyen ve arkadaş canlısı bir kuşmuş.

Bir sabah minik kertenkele Kıpır, çöldeki en yüksek kayanın en tepesine çıkmak istemiş. Oradan gökyüzünün ve bulutların ne kadar güzel göründüğünü hep merak ediyormuş. Kendi kendine, “Oraya tırmanacağım!” demiş.

“Pıt, pıt, pıt,” diye tırmanmaya başlamış. Birinci kayayı geçmiş. İkinci kayayı geçmiş. Ama üçüncü kayaya gelince Kıpır’ın minicik bacakları çok yorulmuş.

“Oof, of,” diye iç çekmiş Kıpır. “En tepeye asla çıkamayacağım sanırım. Oraya kadar yürüyecek gücüm kalmadı.”

O sırada gökyüzünde süzülen Akbaba Pırpır, aşağıda boynunu bükmüş, üzgün üzgün duran yeşil kertenkeleyi görmüş. Hemen kocaman kanatlarını yavaşça çırparak süzülmüş ve Kıpır’ın yanına inmiş.

“Merhaba minik dostum! Ben Akbaba Pırpır. Neden böyle üzgünsün?” diye sormuş yumuşacık, tatlı bir sesle.

Kıpır, başını kaldırıp bu kocaman ama sevimli kuşa bakmış: “Merhaba Pırpır. Ben de Kertenkele Kıpır. En yüksek kayanın tepesine çıkıp bulutlara yakından bakmak istiyordum. Ama bacaklarım çok yoruldu.”

Pırpır neşeyle gülümsemiş. “Hiç üzülme Kıpır! Benim kocaman kanatlarım ve çok güçlü bir sırtım var. Eğer istersen sırtıma binebilirsin. Seninle birlikte en yüksek kayaya uçabiliriz!”

Bunu duyan Kıpır’ın gözleri sevinçle parlamış. “Gerçekten mi? Çok teşekkür ederim!” demiş heyecanla. Hemen “pıt, pıt, pıt” diye yürüyüp Pırpır’ın yumuşacık tüylerinin arasına, sırtına tırmanmış ve sıkıca tutunmuş.

“Hazır mısın Kıpır?” diye sormuş Pırpır. “Hazırıııım!” diye bağırmış Kıpır.

Pırpır kanatlarını açmış: “Bir, iki, üüüç!” Kanatlarını çırpmış ve havalanmışlar. “Fiyuuu!” diye gökyüzüne doğru uçmuşlar. Kıpır aşağıya bakmış; büyük kayalar, evler gibi küçücük görünüyormuş. Rüzgar yüzüne hafifçe vururken kertenkele kıkır kıkır gülmüş.

Çok geçmeden en yüksek kayanın tepesine konmuşlar. Kıpır, gördüğü manzara karşısında büyülenmiş. Pamuk gibi beyaz bulutlar sanki hemen ellerini uzatsa dokunacak kadar yakınmış. Güneş, her yeri pırıl pırıl altın rengine boyuyormuş.

“Burası harika Pırpır! Bana yardım ettiğin için sana ne kadar teşekkür etsem az,” demiş Kıpır, yeni dostuna sarılarak.

Pırpır da kertenkeleye sevgiyle bakmış. “Arkadaşların görevi birbirine yardım etmektir Kıpır. Ne zaman istersen seninle bulutlara tekrar uçabiliriz.”

O günden sonra, minik kertenkele Kıpır ile kocaman kanatlı akbaba Pırpır en iyi arkadaş olmuşlar. Biri “pıt, pıt, pıt” diye koşarak, diğeri “fiyuuu” diye uçarak her gün çölün tadını çıkarmışlar.

Gökten üç elma düşmüş: Biri bu masalı anlatanın başına, biri uslu uslu dinleyen miniklerin başına, diğeri de birbirine her zaman yardım eden iyi dostların başına.

Light