
Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş… Dünyanın en yüksek dağının tepesinde, bulutların hemen altında kurulmuş Gökköy adında gizemli bir köy varmış. Bu köyün çocukları, geceleri gökyüzündeki yıldızları izlemeyi ve onların yaydığı tatlı ışıkta saklambaç oynamayı çok severlermiş. Köyde yaşayan iki yakın arkadaş vardı: Güneş ve Gece. Güneş pırıl pırıl enerjisiyle bilinirdi; Gece ise sessizdi ve ahşaptan harika oyuncaklar yapan çok yetenekli bir çocuktu.

Bir sonbahar akşamı, çocuklar meydanda toplandı. Fakat o gece garip bir şey oldu; gökyüzündeki en parlak yıldız olan Kutup Yıldızı birdenbire gözden kayboldu. Onun gitmesiyle gökyüzü karanlık oldu ve diğer küçük yıldızlar da korkudan ışıklarını kıstılar. Çocukların neşesi kaçmıştı, çünkü karanlıkta oyun oynamak imkansızdı.
Güneş, Gece’nin yanına koştu: “Gece, Kutup Yıldızı olmadan gökyüzü çok mutsuz görünüyor. Onu bulmak için yukarıya, bulutların ötesine çıkmalıyız!” dedi. Gece gülümsedi: “Haklısın Güneş. Gökyüzüne ulaşmamız gerekiyorsa, bulutlara uzanacak sihirli bir merdiven inşa edelim.”
İki dost hemen işe koyuldu. Gece, kurumuş çınar dallarını özenle kesti ve basamaklar haline getirdi. Güneş ise rüzgarın getirdiği yumuşak bulut parçalarını toplayarak bu basamakların etrafını sardı, tırmanırken ayakları hiç acımayacaktı. Köyün diğer çocukları Asya ve Mert de boş durmadılar. Asya güçlü halatları getirdi, Mert fenerler hazırladı. Çocuklar el ele verdiğinde, merdiven yükseldi ve ucu bulutlara gizlendi.

Güneş ve Gece, fenerlerini yakarak yukarı tırmandılar. Bulutların üzerine çıktıklarında, Kutup Yıldızı’nın ağladığını gördüler. Işığı tamamen sönmek üzereydi. Güneş şefkatle sordu: “Neden buraya saklandın güzel yıldız? Aşağıda tüm çocuklar seni bekliyor.” Yıldız titreyen sesle cevap verdi: “Dünyayı aydınlatmaktan yoruldum. Kimsenin beni fark ettiğini, bana değer verdiğini düşünmüyordum. Yalnız hissettim.”
Gece öne çıktı ve kendi elleriyle oyduğu, üzerinde köydeki tüm çocukların isimleri yazan ahşap yıldız figürünü çıkardı. “Bu bizim köyün kalbi,” dedi. “Biz her gece senin ışığın sayesinde bir araya gelip dostluğumuzu büyütüyoruz. Sen asla yalnız değilsin, neşemizin kaynağısın.”
Çocukların bu içten sevgisini gören Kutup Yıldızı’nın içi sıcacık oldu. Mutluluktan birdenbire eskisinden daha parlak, altın sarısı bir ışık yaymaya başladı. Işığıyla gökyüzünde tatlı bir şarkı yankılandı. Güneş ve Gece, yıldızla vedalaşarak aşağı indiler. Onlar meydana ayak bastıklarında, tüm gökyüzü yeniden ışıl ışıl parlıyordu. Artık biliyorlardı ki dünyaya ışık veren sadece yıldızlar değil, kalplerindeki dostluktu.
Gökten üç yıldız düşmüş: Sevgi dolu çocuklara, üreten ellere ve kendi yıldızını hayal eden sizlere… İyi uykular!