
Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanların o güzel günlerinde, küçük ve şirin bir kasabada yaşayan Geppetto Usta ve onun tahtadan yaptığı, canlanan biricik oğlu Pinokyo yaşarmış. Pinokyo, yalan söylediğinde burnunun uzamasına sebep olan o eski hatalarından çok şey öğrenmiş, ancak hala dünyanın ne kadar büyük ve sürprizlerle dolu olduğunu yeni yeni keşfediyormuş.
Bir sabah Geppetto Usta, atölyesinde derin bir iç çekmiş. Kasabadaki tüm çocukları sevindirecek, onlara en tatlı ninnileri çalacak dev bir müzik kutusu yapmak istiyormuş. Ancak bunun için kasabanın çok uzağındaki gizemli Mavi Çam Ormanı’ndan özel bir dal getirmesi gerekiyormuş. Geppetto Usta artık yaşlandığı için bu uzun yola çıkacak gücü yokmuş.
Pinokyo hemen öne atılmış. “Babacığım! Ben giderim. Mavi Çam Ormanı’nı bulur, o dalı sana getiririm!” demiş heyecanla.
Geppetto Usta gülümsemiş ve Pinokyo’nun tahta yanaklarını okşamış: — “Peki benim cesur oğlum. Ama bana bir söz vermelisin: Yolda oyalanmadan, kimsenin seni kandırmasına izin vermeden doğrudan ormana gidip döneceksin.”
Pinokyo, “Söz veriyorum babacığım!” diyerek yola koyulmuş.
Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Tam Mavi Çam Ormanı’nın girişine yaklaşırken, karşısına süslü püslü tüyleriyle Gösterişli Papağan ve göbeğini kaşıyan Tembel Porsuk çıkmış.
Papağan şakıyarak, “Aaa! Nereye böyle küçük tahta çocuk? Şuradaki tepenin ardında Şekerden Şatolar Festivali var! Orada pamuk şekerden bulutlar, çikolatadan nehirler var. Neden o sıkıcı ormana gidiyorsun ki?” demiş.

Tembel Porsuk da esneyerek eklemiş: — “Boşver ormanı… Gel bizimle bütün gün yan gelip yatalım, oyunlar oynayalım.”
Pinokyo’nun gözleri parlamış. Şekerden şatolar ve çikolata nehirleri kulağa o kadar harika geliyormuş ki, adımları yavaşlamış. İçinden, “Sadece küçücük bir süre baksam, sonra ormana gitsem ne olur ki?” diye geçirmiş.
Fakat tam o sırada, burnunda hafif bir kaşıntı hissetmiş. Yalan söylemediği için burnu uzamıyormuş ama kalbinin derinliklerinde bir sızı hissetmiş. Geppetto Usta’nın yorgun ama umut dolu gözleri aklına gelmiş. Kasabadaki çocukların müzik kutusunu beklerkenki heyecanlarını düşünmüş.
Pinokyo derin bir nefes almış, dik durmuş ve Gösterişli Papağan ile Tembel Porsuk’a dönerek gür bir sesle cevap vermiş: — “Hayır, teşekkür ederim! Benim babama verilmiş bir sözüm var. Verilen sözü tutmamak, yalan söylemek kadar kötüdür!”
Bu kararlı sözleri duyan Papağan ve Porsuk, Pinokyo’yu kandıramayacaklarını anlayıp şaşırarak oradan uzaklaşmışlar.
Pinokyo hemen ormana girmiş. Ormanın derinliklerinde, yaprakları gökyüzü gibi masmavi parlayan Mavi Çam ağacını bulmuş. Ağacın dalında duran bilge bir ağaçkakan, Pinokyo’nun dürüstlüğünü ve kararlılığını gördüğü için ona kendi rızasıyla kırılmış en güzel, en sağlam dalı hediye etmiş.
Pinokyo, Mavi Çam dalını alıp koşarak atölyeye, babasının yanına dönmüş. Geppetto Usta oğlunun sağ salim, üstelik görevini başarıyla tamamlayarak döndüğünü görünce sevinçten ağlamış.

O akşam, kasabanın meydanında kurulan dev müzik kutusundan yayılan harika melodiler eşliğinde tüm çocuklar neşeyle dans etmiş. Pinokyo ise tahtadan göğsünün içinde, gerçek bir kalbin attığını hissetmiş. Çünkü sevginin ve sorumluluğun, dünyanın en tatlı şekerinden bile daha güzel olduğunu öğrenmiş.
Gökten üç palamut düşmüş; biri verdiği sözü her zaman tutan dürüst çocukların başına, biri sevgiyle çalışan Geppetto Usta’nın başına, diğeri de bu masalı okuyup kalbinde iyiliği yeşerten herkesin başına!