
Masalı sesli dinleyin:
Evvel zaman içinde, uçsuz bucaksız, altın sarısı otlarla kaplı sıcak bir savanada Badi adında sevimli mi sevimli bir yavru bufalo yaşarmış. Badi’nin kocaman, yumuşacık kulakları, parlak siyah burnu ve yere her bastığında “Güm! Güm!” diye ses çıkaran güçlü toynakları varmış.
Badi çok iyi kalpli bir yavruymuş ama bazen kendi cüssesine biraz üzülürmüş. Savanada dolaşırken incecik bacaklarıyla upuzun zıplayan ceylanları veya rüzgar gibi koşan çitaları izler, iç geçirirmiş. “Keşke ben de onlar gibi hafif olup havalara zıplayabilseydim,” der, sonra kendisi zıplamaya çalıştığında yere küt diye düşüp etrafı toz dumana katarmış.
Badi’nin sırtından hiç ayrılmayan, onun en yakın arkadaşı Piki adında minik, sarı tüylü bir kuş varmış. Piki, Badi’nin üzüldüğünü görünce kulağına eğilip cıvıldamış:
“Üzülme Badi! Ormandaki her canlının kendine has, bambaşka bir yeteneği vardır. Senin gücün de senin en büyük hediyendir. Sadece doğru zamanı bekle.”

Günlerden bir gün, savanada hava o kadar sıcak olmuş ki, hayvanların su içtiği küçük derenin suyu azalmaya başlamış. Üstelik gece çıkan fırtınada kocaman, ağır bir ağaç gövdesi devrilip derenin daralan ağzını tamamen kapatmış. Sular akamadığı için minik tavşanlar, kaplumbağalar ve kuşlar susuz kalmış. Bütün hayvanlar toplanmış, ağaç gövdesini itmeye çalışmışlar ama nafile! Ceylanlar boynuzlarıyla itmiş, tavşanlar patileriyle kazımış ama koca ağaç yerinden bile kıpırdamamış.
O sırada Badi ve minik kuşu Piki oradan geçiyormuş. Kalabalığı ve susuz kalan yavruları gören Badi hemen yardıma koşmuş. Piki sırtından havalanarak, “İşte senin zamanın geldi Badi! Göster onlara ne kadar güçlü olduğunu,” diye neşeyle ötmüş.
Badi derin bir nefes almış, yeri sarsan güçlü toynaklarını toprağa sağlamca basmış. Kocaman, güçlü başını ağaç gövdesine dayamış ve bütün gücüyle itmeye başlamış. “Hııııııh!” Badi ittikçe kasları gerilmiş, ayakları toprağa tutunmuş. Ve birden… Çatırt! O koca ağaç gövdesi yavaşça yana doğru yuvarlanmış.
Önü açılan dere suları şırıl şırıl, coşkuyla akmaya başlamış! Bütün minik hayvanlar sevinçle suya koşmuş. Tavşanlar zıplamış, kaplumbağalar neşeyle suya dalmış. Herkes Badi’nin etrafında toplanıp ona teşekkür etmiş. Ceylanlar bile onun ne kadar harika ve güçlü olduğunu söyleyerek onu alkışlamışlar.

Badi o gün, ağır ve iri olmasının kötü bir şey olmadığını, aksine kocaman gücüyle başkalarına yardım edebildiğini anlamış. Kendi benzersiz gücüyle gurur duymuş. O günden sonra savanada yere “Güm! Güm!” diye basarak yürürken başını hep dik tutmuş, yüzünden de kocaman gülümsemesi hiç eksik olmamış.
Gökten üç elma düşmüş; biri farklılıklarıyla barışık olanların başına, biri gücünü iyilik için kullananların başına, diğeri de bu tatlı masalı dinleyip huzurla uykuya dalan güzel çocukların başına.