
Masalı sesli dinleyin:
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, dalgaların şarkı söylediği, martıların neşeyle dans ettiği masmavi bir sahil kasabasında Mercan adında dünya tatlısı bir kız çocuğu yaşarmış. Mercan’ın tıpkı adı gibi nar çiçeği renginde yanakları, deniz mavisi kocaman gözleri ve rüzgarda uçuşan dalgalı saçları varmış.
Mercan denizi o kadar çok severmiş ki, bütün gününü kumsalda deniz kabukları toplayarak ve sığ sulardaki minik balıklarla konuşarak geçirirmiş. Sahildeki bütün hayvanlar onun en iyi arkadaşıymış.
Güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah, Mercan kumsalda yürürken denizin dibindeki o rengarenk mercan kayalıklarının eskisi gibi parlamadığını fark etmiş. Kırmızı, mor, sarı mercanlar solmuş, grileşmeye başlamış. Suyun içi de çok sessizmiş. Mercan hemen en bilge arkadaşı olan Kaplumbağa Tostos’un yanına yüzmüş.
“Tostos amca, denizimize ne oldu? Mercanların renkleri neden soldu?” diye sormuş endişeyle.
Kaplumbağa Tostos yavaşça başını sallamış, “Ah güzel kızım…” demiş. “Denizin altındaki canlılar gülmeyi ve şarkı söylemeyi unuttular. Herkes sadece kendi işiyle meşgul, kimse birbiriyle oyun oynamıyor. Neşe bittiği için deniz de renklerini kaybediyor. Mercanların yeniden parlaması için denize sevgi ve neşe şarkıları fısıldamamız gerek.”
Bunu duyan Mercan’ın kocaman kalbi hemen harekete geçmiş. “Ben onlara şarkı söylemeyi yeniden hatırlatabilirim!” demiş.

Mercan kumsala koşmuş, oradan içi boş, kocaman ve kıvrımlı bir deniz kabuğu bulmuş. Bu kabuğun içine üflediğinde flüt gibi harika bir ses çıkıyormuş. Hemen suyun kenarına oturup, deniz kabuğuyla o güne kadar duyulmuş en tatlı, en neşeli melodiyi çalmaya başlamış. Melodi o kadar içten ve sevgi doluymuş ki, suyun üzerindeki dalgalar bile müziğe eşlik edip “Şıp, şıp” diye ritim tutmaya başlamış.
Önce minik gümüş balıkları sese gelmiş, suyun içinde dönerek dans etmeye başlamışlar. Sonra yengeçler kıskaçlarını birbirine vurarak müziğe katılmış. Ardından yunuslar suyun yüzeyine sıçrayarak neşeyle ıslık çalmışlar. Bütün deniz canlıları Mercan’ın etrafında toplanmış, büyük bir oyun çemberi kurmuşlar. Herkes birbirine gülümsüyor, birlikte harika bir şarkı söylüyormuş.
İşte tam o anda sihirli bir şey olmuş! Canlıların neşesi ve kahkahaları suyun içine yayıldıkça, grileşen mercan kayalıkları yavaş yavaş uyanmaya başlamış. Önce uçları pembeleşmiş, sonra gövdeleri sapsarı, masmavi, turuncu ve mor renklerle parlamış. Deniz, eskisinden bile daha canlı ve muhteşem bir hale gelmiş.
Kaplumbağa Tostos gülümseyerek Mercan’a bakmış. “Gördün mü güzel kızım,” demiş. “Sevginin ve birlikte gülmenin renklendiremeyeceği hiçbir yer yoktur.”
O günden sonra deniz canlıları bir daha oyun oynamayı hiç unutmamışlar. Mercan Kız da her sabah onlara yeni şarkılar çalmış. Ve o şirin sahil kasabası, sonsuza dek dünyanın en renkli, en mutlu yeri olarak kalmış.
Gökten üç elma düşmüş; biri doğayı ve hayvanları sevgiyle koruyanların başına, biri gülümsemeyi hiç unutmayanların başına, diğeri de bu masalı dinleyip tatlı rüyalara dalan güzel çocukların başına.