Minik Sincap Ceviz’in Büyülü Yaz Tatili

Zeynep Teksoz

Updated on:

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Yeşilin binbir tonunu barındıran, rüzgar estikçe yaprakların neşeyle fısıldaştığı Neşeli Orman’da, Orman Okulu’nun son günü gelip çatmış. Minik Sincap Ceviz ve arkadaşları, o sabah erkenden büyük bir heyecanla uyanmışlar. Çünkü bugün, bütün bir kış boyunca verdikleri emeklerin karşılığı olan “Bahar Karnesi”ni alacakları günmüş.

Ceviz okula vardığında, tahtadan yapılmış geniş sınıfın içi cıvıl cıvılmış. Zıpzıp Tavşan, Yavru Ayı Balpençesi ve Minik Kuş Pırpır çoktan yerlerini almışlardı. Birazdan öğretmenleri Bilge Baykuş içeri girmiş. Kocaman, yuvarlak gözlüklerinin üzerinden gülümseyerek öğrencilerine bakmış ve üzerinde palamut damgaları olan karneleri sırayla dağıtmaya başlamış.

Karneler dağıtıldığında sınıfta büyük bir sevinç yaşanmış. Zıpzıp Tavşan “Engel Atlama” dersinden, Balpençesi ise “Orman Meyvelerini Tanıma” dersinden tam not almış. Ceviz’in karnesi de harikaymış; “Hızlı Tırmanma”, “Kışlık Erzak Saklama” ve “Orman Kuralları” derslerinin hepsi yıldızlı pekiyiymiş!

Ancak bu büyük sevincin ortasında Ceviz’in aklına bir soru takılmış. Parmağını kaldırıp heyecanla sormuş: — “Bilge öğretmenim, karnelerimizi aldık ve artık okulumuz kapanıyor. Peki biz bu upuzun yaz tatilinde ne yapacağız? Sadece uyuyup boş boş mu oturacağız? Ben okulda sizinle yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyordum, sıkılmaktan korkuyorum.”

Bilge Baykuş şefkatle gülümsemiş ve kanatlarını çırparak yavaşça Ceviz’in yanına yaklaşmış: — “Sevgili yavrularım,” demiş gür ama yumuşak bir sesle, “Okul binaları kapanabilir ama öğrenmek asla bitmez! Yaz tatili, hayatın en büyük, en eğlenceli okuludur. Size bu yaz için çok özel bir ödev veriyorum: Doğa Ana’nın sırlarını keşfedeceksiniz. Kitaplardan okuduğunuz her şeyi, şimdi yaşayarak, eğlenerek deneyimleyeceksiniz. Bol bol dinlenin, yeni oyunlar icat edin ve bolca anı biriktirin.”

Bu sözler Ceviz’in içini ferahlatmış. O gün okul zili son kez çalmış ve orman halkı için unutulmaz yaz tatili başlamış.

Tatil boyunca orman, Ceviz ve arkadaşları için kocaman bir oyun parkına dönüşmüş. Günler o kadar dolu dolu geçiyormuş ki Ceviz sıkılmaya hiç fırsat bulamamış. Sabahları Neşeli Dere’nin serin sularında yüzme yarışları yapmışlar. Akşamüstleri en yüksek meşe ağacına tırmanıp batan güneşi izlemişler. Yavru Ayı Balpençesi onlara dağ çileklerinin en kırmızısını nasıl seçeceklerini öğretirken, Pırpır gökyüzündeki bulutların şekillerinden hikayeler uydurmayı göstermiş.

Ceviz ise dere kenarında bulduğu ince dallardan minik tekneler yapıp suya bırakmış; böylece suyun nasıl aktığını, rüzgarın yaprakları nasıl ittiğini kendi gözleriyle öğrenmiş. Geceleri ise hep birlikte ateş böceklerinin ışığında çimenlere uzanmışlar, gökyüzündeki parlak yıldızları sayıp birbirlerine hayallerini anlatmışlar.

Yaz tatilinin sonlarına doğru Ceviz anlamış ki; Bilge Baykuş çok haklıymış. Okulda öğrendikleri bilgileri yaz tatilinde doğada yaşayarak pekiştirmişler. Üstelik doyasıya oynamış, güneşin, temiz havanın ve arkadaşlığın tadını çıkarmışlar. Yaz tatili, bedeni dinlendirmek, ruhu neşelendirmek ve yeni bir yıla enerji toplamak için verilen sihirli bir molaymış.

Günler günleri kovalamış, sonbahar rüzgarları hafiften esmeye başladığında okul zili tekrar çalmış. Minik Sincap Ceviz, bu kez okula çok daha mutlu, çok daha güçlü ve anlatacak bir sürü yeni hikayeyle dönmüş.

Gökten üç palamut düşmüş; biri karnesini alıp yaz tatilinin tadını doyasıya çıkaran tüm çocukların başına, biri çocuklara bu güzel oyun alanlarını sunan doğa ananın başına, diğeri de dinlenmenin ve oyun oynamanın en az ders çalışmak kadar önemli olduğunu bilen güzel okurların başına!

Light