
Masalı sesli dinleyin:
Evvel zaman içinde, ulu ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengarenk çiçeklerin açtığı Neşeli Orman adında harika bir yer varmış. Bu ormanda şırıl şırıl akan bir derenin kenarında, tüyleri yumuşacık, sevimli mi sevimli yavru bir ayı yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk, ormanda koşuşturmayı, ağaçlara tırmanmayı ve en yakın arkadaşı tavşan Zıpzıp ile yeşil çimenlerin üzerinde saklambaç oynamayı çok severmiş.
Güneşli ve pırıl pırıl bir sabah, Pofuduk ve Zıpzıp en sevdikleri oyun alanına, derenin kenarına gitmişler. Ancak oraya vardıklarında gördükleri manzara karşısında ikisi de donakalmış. O güzelim yeşil çimenlerin üzeri parlak kağıtlar, boş kutular ve plastik şişelerle doluymuş. Önceki gün ormana gelen ziyaretçiler, ne yazık ki çöplerini toplamadan gitmişler.
Zıpzıp uzun kulaklarını üzüntüyle aşağı indirmiş. “Burası çok kötü görünüyor Pofuduk. Artık burada oyun oynayamayız,” demiş.
Pofuduk da çok üzülmüş ama pes etmeye hiç niyeti yokmuş. O sırada, küçük bir kuşun yerde duran şeffaf bir poşetin içine takıldığını ve çırpındığını görmüşler. Pofuduk hemen koşup nazik patileriyle poşeti açmış ve küçük kuşu kurtarmış. Kuş, “Cik cik, teşekkür ederim!” diyerek sevinçle gökyüzüne uçmuş.

Pofuduk, Zıpzıp’a dönerek kararlı bir sesle, “Orman bizim evimiz Zıpzıp. Eğer evimizi temiz tutmazsak, burada yaşayan tüm hayvanlar ve bitkiler zarar görebilir. Çevremizi korumak bizim görevimiz, bu çöpleri hemen toplamalıyız!” demiş.
İki arkadaş hemen işe koyulmuşlar. Pofuduk büyük şişeleri kucaklıyor, Zıpzıp ise küçük kağıtları toplayıp bir araya getiriyormuş. Ama çöp o kadar çokmuş ki, ikisi de kısa sürede yorulmuş. “Bunu tek başımıza başaramayacağız sanırım,” diye iç çekmiş Pofuduk.
Tam o sırada, ulu bir çınar ağacının dalında oturan Bilge Baykuş, olan biteni izliyormuş. Kanatlarını çırparak yanlarına inmiş. “Çocuklar, doğayı korumak için gösterdiğiniz bu çaba çok değerli,” demiş. “Ama büyük işler, büyük bir dayanışma gerektirir.” Ardından derin bir nefes alıp ormandaki tüm hayvanlara seslenmiş: “Huu huu! Orman halkı, evimizi temizlemek için yardıma gelin!”
Bilge Baykuş’un çağrısını duyan sincaplar, geyikler, kirpiler ve kaplumbağalar hemen derenin kenarına koşmuşlar. Sincaplar ceviz kabuklarını, geyikler büyük kartonları, kirpiler ise dikenlerine taktıkları yaprakların arasındaki çöpleri toplamış. Herkes el ele verince, o kocaman çöp yığını bir saat içinde tamamen temizlenmiş.

Çöpleri ormanın dışındaki geri dönüşüm kutularına taşımışlar. Bilge Baykuş onlara, “Kağıtları mavi kutuya, plastikleri sarı kutuya, camları ise yeşil kutuya atmalıyız. Böylece bu atıklar doğaya zarar vermek yerine yeniden dönüştürülüp kullanılabilir,” diyerek harika bir bilgi vermiş. Hayvanlar, çöpleri türlerine göre ayırarak doğaya en büyük iyiliği yapmışlar.
Neşeli Orman yeniden eski güzelliğine, tertemiz haline kavuşmuş. Pofuduk o gün çok önemli bir şey öğrenmiş: Doğayı korumak herkesin göreviymiş ve birlik olunca aşılamayacak hiçbir zorluk yokmuş.
Gökten üç elma düşmüş: Biri çevresini temiz tutanların başına, biri doğayı seven miniklerin başına, diğeri de birbirine her zaman yardım eden iyi dostların başına.