Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, şırıl şırıl akan sularıyla ünlü Fısıldayan Nehir’in kıyısında, doğadaki her canlıyla konuşmayı çok seven Can adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Can, her sabah nehrin kenarına iner, kurbağaların şarkılarını dinler, kuşlara günaydın dermiş.
Güneşin pırıl pırıl parladığı bir sabah, Can nehir kenarında yürürken çok hafif bir ağlama sesi duymuş. Sesin geldiği yere doğru yaklaştığında, ana nehirden kopuk kalmış, kurumak üzere olan küçük bir su birikintisinin içinde çırpınan minik bir balık görmüş. Pulları güneş ışığında gümüş gibi parladığı için ona “Gümüş Yüzgeç” adını vermiş.
Gümüş Yüzgeç, üzüntüyle Can’a bakmış: “Lütfen bana yardım et! Gece yağan şiddetli yağmurda büyük bir kaya yuvarlanıp nehrin bu kolunu kapattı. Sular çekiliyor ve ben yuvama, ailemin yanına dönemiyorum.”
Can hemen büyük kayayı itmeye çalışmış ama kaya o kadar ağırmış ki yerinden milim bile kıpırdamamış. Bunun üzerine Can, ormandaki dostlarına seslenmiş. Yardıma ilk koşan, sırtında kocaman eviyle Bilge Kaplumbağa olmuş. Durumu gören Bilge Kaplumbağa: “Kayayı yerinden oynatamayabiliriz ama birleşirsek suya yeni bir yol açabiliriz,” demiş.

Bu söz üzerine ormandaki diğer canlılar da işe koyulmuş:
Hızlı tavşanlar güçlü arka ayaklarıyla toprağı hızla kazarak yeni bir kanalın taslağını oluşturmuşlar. Akıllı kargalar gagalarında taşıdıkları çakıl taşlarını yeni kanalın kenarlarına dizerek, suyun toprağı yutmasını engellemişler. Can, eline aldığı kalın bir dal parçasıyla, tavşanların kazdığı yolu genişletip nehirden birikintiye doğru birleştirmiş.
Sonunda Can, aradaki son toprak parçasını da kaldırdığında, Fısıldayan Nehir’in serin ve temiz suları coşkuyla yeni yola dolmuş. Kurumak üzere olan su birikintisi bir anda canlanmış ve ana nehirle birleşmiş.

Gümüş Yüzgeç, neşeli bir takla atarak Can’a ve orman dostlarına seslenmiş: “Hepinize ne kadar teşekkür etsem az! Farklı yeteneklerinizi birleştirdiniz ve bana yeniden hayat verdiniz.” diyerek nehrin derinliklerinde süzülüp ailesine doğru yola çıkmış.
Can, o gün eve dönerken yüzünde kocaman bir gülümseme varmış. Çünkü çok değerli bir ders öğrenmiş: Dünyadaki her canlının kendine has bir yeteneği vardır ve bu yetenekler bir araya geldiğinde aşılamayacak hiçbir engel yoktur.
Gökten üç elma düşmüş; biri farklılıklarıyla birbirini tamamlayanların, biri zorluklar karşısında pes etmeyenlerin, diğeri de bu masalı dinleyip kalbinde iyiliği büyüten güzel çocukların başına.
