Mercan ve Mavi Okyanusun Gözyaşları Masalı

Zeynep Teksoz

Updated on:

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Okyanusun en derin, en berrak sularında, rengarenk mercan kayalıklarının arasında yaşayan küçük bir balık varmış. Bu balığın adı Mercan’mış. Mercan, turuncu ve beyaz çizgileriyle o kadar sevimliymiş ki, etrafındaki tüm deniz canlıları onu çok severmiş.

Günlerini en yakın arkadaşı Denizatı Pırpır ile saklambaç oynayarak, deniz çayırlarının arasında neşeyle yüzerek geçirirmiş. Evleri o kadar güzelmiş ki; sular pırıl pırıl parlar, deniz yıldızları rengarenk ışıldar, anemonlar yumuşacık kollarıyla onlara kucak açarmış.

Ancak günlerden bir gün, okyanusun yüzeyinden aşağıya doğru tuhaf, renksiz ve yabancı cisimler süzülmeye başlamış. Bunlar uzaktan deniz analarına benziyormuş ama hiç hareket etmiyorlarmış. Parlak yosunlara benziyorlarmış ama çok sertmişler. Mercan ve Pırpır, bu tuhaf nesnelerin ne olduğunu anlamaya çalışırken, Pırpır dalgınlıkla şeffaf, torba gibi bir şeyin içine girivermiş! Ne kadar çırpınsa da, minik yüzgeçlerini ne kadar hızlı çırpsa da o tuhaf nesnenin içinden çıkamamış.

Mercan çok korkmuş ve telaşla okyanusun en yaşlı, en bilge sakini olan Deniz Kaplumbağası Tostos Dede’nin yanına yüzmüş. — “Tostos Dede! Lütfen hemen yardım et, Pırpır tuhaf ve şeffaf bir canavarın içinde sıkıştı!” diye seslenmiş.

Tostos Dede yavaşça yüzerek gelmiş, güçlü yüzgeçleriyle Pırpır’ın etrafına dolanan o tuhaf şeyi dikkatlice çekip çıkarmış. Pırpır derin bir su yudumlayıp rahatlamış. Tostos Dede ise derin bir iç çekerek okyanusun yukarısına doğru bakmış: — “Ah benim güzel yavrularım… O bir deniz canavarı değil. Ona ‘plastik poşet’ diyorlar. Maalesef, suyun çok yukarısında, karada yaşayan insanların unuttuğu ya da umursamadan rüzgara, denize bıraktığı çöpler bunlar. Sadece poşetler de değil; plastik şişeler, pipetler, eski eşyalar… Bunlar okyanusumuza düştüğünde evimizi kirletiyor, sularımızın rengini solduruyor ve bizim gibi canlılar için çok büyük bir tehlikeye dönüşüyor.”

Mercan ve Pırpır duyduklarına inanamamış ve çok üzülmüşler. Kendi güzel, tertemiz evlerinin bir çöplüğe dönmesini, arkadaşlarının zarar görmesini hiç istemiyorlarmış. — “Peki ama biz minik balıklar olarak ne yapabiliriz?” diye sormuş Mercan umutsuzlukla.

Tostos Dede şefkatle gülümsemiş: — “Biz kendi evimizi temiz tutmak için etrafımızdaki çöpleri güvenli bir kayalığın kovuğunda toplayabiliriz. Ama asıl büyük görev, karadaki akıllı çocuklara düşüyor. Onlar doğayı sevmeyi, çöplerini sadece geri dönüşüm kutularına atmayı ve denizi korumayı öğrenirse, okyanuslarımız yeniden o eski masmavi, pırıl pırıl günlerine döner.”

O günden sonra Mercan, Pırpır ve okyanustaki diğer tüm balıklar yüzgeç yüzgece verip kendi mercan kayalıklarını temizlemişler. Ve her akşam deniz yüzeyine çıkıp, iyi kalpli çocukların onları duyabileceğini umut ederek minik baloncuklarla şarkılar fısıldamışlar.

Eğer sen de bir gün deniz kenarına gidersen, gözlerini kapatıp dalgaların sesini iyice dinle. Belki Mercan’ın sana söylediği o gizli şarkıyı duyarsın: “Denizler bizim evimiz, lütfen onu tertemiz tutalım!”

Gökten üç deniz kabuğu düşmüş; biri doğayı ve hayvanları çok seven minik okurların başına, biri denizleri temiz tutmak için çabalayan kahraman çocukların başına, diğeri de bu masalı Uyuyan Güzel gibi mışıl mışıl ve keyifle dinleyen herkesin başına!

Light