
Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş. Gezegenlerin etrafında gümüş halkaların döndüğü, göktaşlarının neşeyle saklambaç oynadığı devasa Samanyolu Galaksisi’nde, Mavi İstasyon adında kocaman, uçan bir ev varmış. Bu evde, uzayı keşfetmeyi çok seven, kıvırcık saçlı ve meraklı Nova adında küçük bir kız yaşarmış.
Nova’nın en yakın arkadaşı, kuyruğu bir anten gibi sallanan, metalden yapılmış sevimli robot köpeği Piksel’miş. Piksel havladığında “Hav hav” yerine “Bip bop!” diye ses çıkarır, mutlu olduğunda gözlerindeki mavi ışıklar yanıp sönermiş.

Bir sabah Mavi İstasyon’un ana bilgisayarı olan “Büyük Beyin” uyarı vermiş: — “Dikkat! Dikkat! İstasyonun enerji kaynağı olan Işık Kristali’nin gücü bitmek üzere.”
Eğer kristalin gücü tamamen biterse, istasyonun ışıkları sönecek ve Nova’nın uzay serasında özenle yetiştirdiği galaksi çilekleri solacakmış. Nova hemen kolları sıvamış. Uzay kaskını takmış, sadık dostu Piksel’i yanına almış ve minik, hızlı roketleri olan “Kuyruklu Yıldız”a atlamışlar. Pili yeniden doldurmak için evrenin en parlak yeri olan Işıl Tarlası’na gidip yeni bir Işık Kristali bulmaları gerekiyormuş.
Roketle yıldızların arasından süzülürken yolda hüzünlü hüzünlü sürüklenen minik bir uzay aracı görmüşler. Aracı kullanan, yörüngesini kaybetmiş sevimli bir uzaylı çocukmuş. Adı Lumo olan bu çocuk, Işıl Tarlası’nın nerede olduğunu bildiğini ama tek başına haritayı okuyamadığı için kaybolduğunu söylemiş.
Nova ona gülümseyerek elini uzatmış: “Hiç üzülme Lumo! Bizimle gelebilirsin. Eğer güçlerimizi birleştirirsek, yolu çok daha kolay buluruz.”

Üç yeni arkadaş hemen iş bölümü yapmış:
Lumo, kendi dilindeki uzay haritasını okumuş. Piksel, burnundaki özel radarla uzaydaki meteor taşlarının yerini tespit edip onlara çarpmadan ilerlemelerini sağlamış. Nova, roketin direksiyonuna geçip aracı ustalıkla yönlendirmiş.
Birlikte o kadar uyumlu çalışmışlar ki, çok geçmeden etrafı pırıl pırıl parlayan, rengarenk ışıkların dans ettiği Işıl Tarlası’na ulaşmışlar. Tarlanın tam ortasında, istasyonlarına yetecek kadar büyük ve parlak bir Işık Kristali duruyormuş. Nova kristali dikkatlice almış.
Geri döndüklerinde kristali Mavi İstasyon’un motoruna yerleştirmişler. Bir anda tüm istasyon eskisinden bile daha parlak bir ışıkla aydınlanmış. Galaksi çilekleri neşeyle kıpkırmızı olmuş. Lumo da artık kendi evine dönebilmek için istasyonun iletişim cihazını kullanarak ailesine haber vermiş.
Nova o gün çok önemli bir şey keşfetmiş: Uzay ne kadar büyük, karanlık ve bilinmez görünürse görünsün; iyi dostlarla ve yardımlaşarak çıkılan her yolculuk, evrendeki en parlak yıldızdan bile daha aydınlıktır.
Gökten üç parlak yıldız kaymış;
Biri cesareti ve zekasıyla istasyonu kurtaran Nova’nın kaskına, biri dostunu hiç yalnız bırakmayan sadık robot Piksel’in antenine, diğeri de gökyüzüne bakıp yıldızların ötesini hayal eden bu masalı okuyan güzel çocukların omuzlarına konmuş!